3 Temmuz 2012 Salı

YETER ULAN ADAM ÖLDÜ


Kabul etmek gerek, “Quaresma geliyor, Guti Uçakta, Almeida tamam yöneticiler eşin ikna etmeye çalışıyor, Simao hanımı boşamış, valizlerle uçağı bekliyor” haberlerini görünce bende heyecana kapıldım. Bu değirmenin suyu nerden gelir, neremize kaçar diye hesap edemedim. Yalnız şunu ifade etmekte fayda var, Portekiz furyası ile başlamadı tabi bu sıkıntı. Daha önceki yazılarımı takip edenler hatırlayacaktır; “Biz aslında 30 Mayıs 2004’ te kaybettik herşeyi”

Dediğim gibi Portekiz çetesinden kurtulmakla bu işten yırtamayız. Taraftarın “Feda” tişörtü almasıyla ya da 3-5 emekçinin kulüpten uzaklaştırılmasıyla da bu iş çözülmez baştan söyleyeyim. Yönetimin işi zaten çok zor ama birde kendi yaptıkları acemilikler, yönetimdeki başıbozukluk, sırf geçmiş yıllarda BJK forması giydi diye kendini kulübün esas sahibi zannedenlerin açıklamaları, parasızlık, haklı olarak profesyonel davranıp, emeğinin karşılığını isteyen futbolcular ve tabi ki güzide Türk medyası BJK yönetiminin hareket kabiliyetini kısıtladı.

Son günlerde bu saydığım unsurlar Ivan Dragon gibi vuruyor BJK’ ye, kulüp ise Rocky gibi gardı düşmüş bir şekilde, sağlı sollu darbelere rağmen yıkılmadım ayaktayım mesajı veriyor. Ne yazık ki kulübün durumu, buram buram komünizm karalaması kokan ve sonuçta Amerika’ lıların kazandığı, hatta SSCB’de Amerikan bayrağının sallandığı Rocky 4 gibi bir film değil. İşin moral bozucu tarafı ise Ivan Dragon her geçen dakika çok daha sert vuruyor, Rocky’ nin daha ne kadar dayanabileceğini bilemiyorum. Her gün bir veya birkaç kötü haber geliyor. Camia, neyse olan oldu artık toparlanalım dediği anda hooop yeni bir kötü haber ve ertesi günlerde tekrar ve tekrar…














Durum öyle bir hal aldı ki, birinin (*) çıkıp “yeter ulan adam öldü” demesi ve toparlanmak için kulübün nefes almasını sağlaması gerekiyor.

(*) “Biri” diyerek kesinlikle T.C. Başbakanı’ nı kastetmedim. Siyasetin sporda olmasını asla istemem. Allah, BJK’ nin hiçbir yöneticisine “Başbakan’ ımızın talimatıyla kupamızı aldık, stadımızı yaptık, iflas etmek üzereyken devlet desteğiyle ayağa kaldırıldık, küme düşmekten kurtulduk” dedirtmesin. Amin.  

Yeri gelmişken Egemen olayı üzerinden kulüp-futbolcu ilişkisi üzerine birkaç kelime sarfetmek istiyorum. Egemen’ in kulüple ilişinin kesilmesini tabi ki istemezdim ama gidişi de şahsi olarak çok fazla üzmedi çünkü terbiyesizlik yaptı. Yanlış anlaşılmasın, beni bilen bilir, emeğinin karşılığı olan parayı alamayınca kulübü UEFA’ya şikayet eden oyunculara asla kızmamışımdır aksine niye ödemiyorsun diye kulübe kızarım. Adama diyorsun ki, “başka takıma gitme, gel ben sana daha fazla para vereceğim” O da çıkıp oynuyor ondan sonra parasını vermezsen (hatta sözleşmesindeki tutarda kuruş indirim yapmazsa bile) afedersin ama adam haklı beyler. Neyse konuyu dağıtmadan Egemen’ e neden kızdığıma dönelim;

Bak Egemen kardeş, şimdi kulübün durumu malum. Para yok, gelecek gibi de durmuyor. Yönetim oyunculara kılçık atıp, indirim istiyor. Yapanın başımızın üstünde yeri vardır, sen yapmadın ama dediğim gibi mecbur değilsin, sana sevgimizi etkilemez bu durum. Fakat mevcut şartlarda devam etmek üzere anlaşma yapmışken, beklenmedik anda çıkıp, elinde hançerle “benim geçen seneden alacaklarımı vermezseniz giderim. Zaten gelecek yıl ödeme yapabileceğinizi de zannetmiyorum” dersen adamlığının kaç paralık olduğunu ortaya koyarsın.

Ha tabi performansı bilinen, nasıl oyuncu olduğu bilinen adamlar parasızlık nedeniyle gönderilirken, ne olduğu nasıl olduğu belli olmayan, 26 yaşında “Genç” Olcan’a yıllık 1 milyon EUR (ayıptır söylemesi eski kulübünde 300 bin EUR alıyordu) verenlerin de kafasının ne kadar çalıştığı ortadadır. Bu konuda tek söyleyebildiğim;

“Umarım ne yaptıklarını biliyorlardır.”

Stad konusu ise ayrı bir muamma, o konuda  yapılan saçma sapan işlere yer vermek isterdim ama bu yazı çok uzar dostlar. Önceleri biraz farklıydı ama kısaca şu an ki kişisel yorumumu söyleyip müsaade isteyeceğim;

“Yok kardeşim, çıkmayalım İnönü’ den, parça parça yapalım. Ne demişler, kasaba minnet edeceğime, keser…….”

 Yazar: @ozturkdursun

5 yorum:

  1. Yeni gelen yönetim için zor zamanda geldiler kimse aday olmazken bunlar elini taşın altına soktular dedik...dedik demesinede bunlarda para yok ama yöneticilik yok, beceriksizlik diz boyu, hantal, tecrübesiz nekadar kötü özellik dersen bunlarda....göndermeyi düşündükleri futbolcuların önce değerini düşürüyor sonra gönderiyor.. 3 kupalı basket takımına sponsor bulamadılar tüm takım dağıldı...lig başlayacak hala kombine çıkmadı bırakın kombineyi stad yok ortalıkta...koca Beşiktaş camiasının altı boşmuş herkes menfaateymiş onu anladık... zor durumdaki takıma bir tekmede beşiktaşın çocuklarından geliyor...eski paralı yöneticilerde Beşiktaşa değil kasımpaşaya vefa yapıyorlar.

    YanıtlaSil
  2. Buarada trabzonun kupasınıda verin yoksa sadri başkanının sonu son değil

    YanıtlaSil
  3. testi kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur. tüpçü geldiğinde alkışlayanlar, yaptığı tahribatı göremeyenler bugün ise tüm yapılanları eleştiriyorlar. ben ilk günden beri söylüyordum. "bu kafayla giderseniz sıradan bir semt takımı olursunuz" diye. nitekim o yola girdiniz. kurtulmak için bari geç kalmayın

    stad meselesine gelince: hiç etik olmayan bir kötü niyetli bir eleştiri. GS kulübü kendinin olan üst hakkını TOKİ'ye devredip, karşılığında yine üst hakkı elde etmiştir. Bundan sadece biz mi kazançlı çıktık. Stad maliyetinin iki katını cebe indiren TOKİ bizden az mı karlıdır ? etik olmayan tek şey: stadın açılışındaki terbiyesizlik.

    YanıtlaSil
  4. şikeyle suçlanan bu olanları anlatamaz denen takım şampiyonluğu kıl payı kaçırdı kupa aldı /para sıkıntısı çeken başarısızlıktan nerdeyse küme düşecek olan takım şampiyon oldu Beşiktaş yine ayağa kalkar bugünler geçer:)

    YanıtlaSil