Kabul
etmek gerek, “Quaresma geliyor, Guti Uçakta, Almeida tamam yöneticiler eşin
ikna etmeye çalışıyor, Simao hanımı boşamış, valizlerle uçağı bekliyor”
haberlerini görünce bende heyecana kapıldım. Bu değirmenin suyu nerden gelir,
neremize kaçar diye hesap edemedim. Yalnız şunu ifade etmekte fayda var, Portekiz
furyası ile başlamadı tabi bu sıkıntı. Daha önceki yazılarımı takip edenler
hatırlayacaktır; “Biz
aslında 30 Mayıs 2004’ te kaybettik herşeyi”
Dediğim
gibi Portekiz çetesinden kurtulmakla bu işten yırtamayız. Taraftarın “Feda”
tişörtü almasıyla ya da 3-5 emekçinin kulüpten uzaklaştırılmasıyla da bu iş
çözülmez baştan söyleyeyim. Yönetimin işi zaten çok zor ama birde kendi
yaptıkları acemilikler, yönetimdeki başıbozukluk, sırf geçmiş yıllarda BJK
forması giydi diye kendini kulübün esas sahibi zannedenlerin açıklamaları,
parasızlık, haklı olarak profesyonel davranıp, emeğinin karşılığını isteyen
futbolcular ve tabi ki güzide Türk medyası BJK yönetiminin hareket kabiliyetini
kısıtladı.
Son
günlerde bu saydığım unsurlar Ivan Dragon gibi vuruyor BJK’ ye, kulüp ise Rocky
gibi gardı düşmüş bir şekilde, sağlı sollu darbelere rağmen yıkılmadım
ayaktayım mesajı veriyor. Ne yazık ki kulübün durumu, buram buram komünizm
karalaması kokan ve sonuçta Amerika’ lıların kazandığı, hatta SSCB’de Amerikan
bayrağının sallandığı Rocky 4 gibi bir film değil. İşin moral bozucu tarafı ise
Ivan Dragon her geçen dakika çok daha sert vuruyor, Rocky’ nin daha ne kadar
dayanabileceğini bilemiyorum. Her gün bir veya birkaç kötü haber geliyor. Camia,
neyse olan oldu artık toparlanalım dediği anda hooop yeni bir kötü haber ve ertesi
günlerde tekrar ve tekrar…
Durum
öyle bir hal aldı ki, birinin (*) çıkıp “yeter ulan adam öldü” demesi ve
toparlanmak için kulübün nefes almasını sağlaması gerekiyor.
(*)
“Biri” diyerek kesinlikle T.C. Başbakanı’ nı kastetmedim. Siyasetin sporda
olmasını asla istemem. Allah, BJK’ nin hiçbir yöneticisine “Başbakan’ ımızın talimatıyla
kupamızı aldık, stadımızı yaptık, iflas etmek üzereyken devlet desteğiyle ayağa
kaldırıldık, küme düşmekten kurtulduk” dedirtmesin. Amin.
Yeri
gelmişken Egemen olayı üzerinden kulüp-futbolcu ilişkisi üzerine birkaç kelime
sarfetmek istiyorum. Egemen’ in kulüple ilişinin kesilmesini tabi ki istemezdim
ama gidişi de şahsi olarak çok fazla üzmedi çünkü terbiyesizlik yaptı. Yanlış anlaşılmasın,
beni bilen bilir, emeğinin karşılığı
olan parayı alamayınca kulübü UEFA’ya şikayet eden oyunculara asla
kızmamışımdır aksine niye ödemiyorsun diye kulübe kızarım. Adama
diyorsun ki, “başka takıma gitme, gel ben sana daha fazla para vereceğim” O da
çıkıp oynuyor ondan sonra parasını vermezsen (hatta sözleşmesindeki tutarda
kuruş indirim yapmazsa bile) afedersin ama adam haklı beyler. Neyse konuyu dağıtmadan
Egemen’ e neden kızdığıma dönelim;
Bak Egemen kardeş, şimdi
kulübün durumu malum. Para yok, gelecek gibi de durmuyor. Yönetim oyunculara
kılçık atıp, indirim istiyor. Yapanın başımızın üstünde yeri vardır, sen
yapmadın ama dediğim gibi mecbur değilsin, sana sevgimizi etkilemez bu durum.
Fakat mevcut şartlarda devam etmek üzere anlaşma yapmışken, beklenmedik anda
çıkıp, elinde hançerle “benim geçen seneden alacaklarımı vermezseniz giderim. Zaten
gelecek yıl ödeme yapabileceğinizi de zannetmiyorum” dersen adamlığının kaç
paralık olduğunu ortaya koyarsın.
Ha tabi
performansı bilinen, nasıl oyuncu olduğu bilinen adamlar parasızlık nedeniyle
gönderilirken, ne olduğu nasıl olduğu belli olmayan, 26 yaşında “Genç” Olcan’a
yıllık 1 milyon EUR (ayıptır söylemesi eski kulübünde 300 bin EUR alıyordu) verenlerin
de kafasının ne kadar çalıştığı ortadadır. Bu konuda tek söyleyebildiğim;
“Umarım
ne yaptıklarını biliyorlardır.”
Stad
konusu ise ayrı bir muamma, o konuda
yapılan saçma sapan işlere yer vermek isterdim ama bu yazı çok uzar
dostlar. Önceleri biraz farklıydı ama kısaca şu an ki kişisel yorumumu söyleyip
müsaade isteyeceğim;
“Yok
kardeşim, çıkmayalım İnönü’ den, parça parça yapalım. Ne demişler, kasaba
minnet edeceğime, keser…….”

Amin.
YanıtlaSilYeni gelen yönetim için zor zamanda geldiler kimse aday olmazken bunlar elini taşın altına soktular dedik...dedik demesinede bunlarda para yok ama yöneticilik yok, beceriksizlik diz boyu, hantal, tecrübesiz nekadar kötü özellik dersen bunlarda....göndermeyi düşündükleri futbolcuların önce değerini düşürüyor sonra gönderiyor.. 3 kupalı basket takımına sponsor bulamadılar tüm takım dağıldı...lig başlayacak hala kombine çıkmadı bırakın kombineyi stad yok ortalıkta...koca Beşiktaş camiasının altı boşmuş herkes menfaateymiş onu anladık... zor durumdaki takıma bir tekmede beşiktaşın çocuklarından geliyor...eski paralı yöneticilerde Beşiktaşa değil kasımpaşaya vefa yapıyorlar.
YanıtlaSilBuarada trabzonun kupasınıda verin yoksa sadri başkanının sonu son değil
YanıtlaSiltesti kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur. tüpçü geldiğinde alkışlayanlar, yaptığı tahribatı göremeyenler bugün ise tüm yapılanları eleştiriyorlar. ben ilk günden beri söylüyordum. "bu kafayla giderseniz sıradan bir semt takımı olursunuz" diye. nitekim o yola girdiniz. kurtulmak için bari geç kalmayın
YanıtlaSilstad meselesine gelince: hiç etik olmayan bir kötü niyetli bir eleştiri. GS kulübü kendinin olan üst hakkını TOKİ'ye devredip, karşılığında yine üst hakkı elde etmiştir. Bundan sadece biz mi kazançlı çıktık. Stad maliyetinin iki katını cebe indiren TOKİ bizden az mı karlıdır ? etik olmayan tek şey: stadın açılışındaki terbiyesizlik.
şikeyle suçlanan bu olanları anlatamaz denen takım şampiyonluğu kıl payı kaçırdı kupa aldı /para sıkıntısı çeken başarısızlıktan nerdeyse küme düşecek olan takım şampiyon oldu Beşiktaş yine ayağa kalkar bugünler geçer:)
YanıtlaSil