Maçtan önce inanın semtteki çakıl taşları bile galibiyet
istiyordu. Taraftar, aşkına inanılmaz sahip çıkmıştı. Aslında yandaki fotoğraftan da görüleceği üzere maçtan saatler
önce Deniz Müzesinin önünde saklıydı dünkü epik galibiyetin şifreleri…
Maçta yaşanan tartışmalı (pardon, tartışılmaz) bir iki hakem
hatası oldu ama bu asla galibiyetimize gölge düşürmemeli, düşüremez. “İptal edilen
nizami gol, bizim golden önceki ağır “elle oynama” kararı, Emre ve Egemen’ e
gösterilmeyen ikinci kartlar vs. vs.” bunları tartışıp, telegol düzeyinde
yorumlamak, büyük haksızlık olur dünkü maça…
Esasında Beşiktaş’ ın galibiyetinden başka alternatifleri
düşünmek pek adetim değildir ama dürüst olmak gerekirse kazanamayacaksak
kaybetmeyi tercih edeceğim bir maçtı. Ha birde “ÜST” bitmesini. (bkz: Beşiktaş
maçları ve BES ilişkisi üzerine yazdıklarım.)
Her şeyden öte, İnönü’ deki son büyük maçı Beşiktaş’ ın
kazanması daha güzel olurdu. Hayat o kadar da acımasız olmamalıydı. Olmadı
da…
(Sataşmak gibi olmasın ama) Bu arada şunu da belirtmeliyim,
Beşiktaş taraftarı dün akşam, bir ders verdi. Fenerbahçe’ nin iptal edilen
golünde etrafımdaki herkes sinirlendi, hakeme kızdı çünkü gol nizamiydi. Hep beraber, bu haksızlığa sinirlendik. Egemen, hep
aynı nakaratta, sahada maç boyunca Niang ile güreş tuttu ama ilginçtir, maçı
tamamlayabildi. Emre, Fernandes’ in ayaklarını eline vermek için çok uğraştı ama
ihraç edilmedi. Buna rağmen tribünde kimse (birkaç çakmak atma girişimini saymazsak) terbiyesizlik yapmadı. “Hakemi ve
rakibi baskı altına alacağız, haydi terbiyesizlikte zirve yapalım” hatasına
düşmedi Beşiktaş Tribünü! Oysa daha geçen hafta, “arsızlık nasıl yapılır, hakkaniyet nasıl göz ardı edilir ve en ufak
şeyde çığlık çığlığa bağırılır, maç bizim olsun da nasıl olursa olsun” gibi
konularda GS ve FB tribünleri harikalar (!) yaratmıştı. Umarım birileri ders
almıştır dünkü maçtan…
Aslında biz bu sevinci Trabzonspor maçında yaşayacaktık ama
Olcay dün yaptığını o gün yapamamıştı.
Aslında (Toroğlu’ nun tabiriyle) kibirli zengin çocuklarına, onur mücadelesiyle maç nasıl kazanılır’ı daha
2. hafta (dünkü gibi 3-2' lik skorla) gösterecektik ama Hakem ve Emek Hırsızı buna engel olmuştu.
Bu sene çok aksilik yaşadık, bu sene çok haksızlığa uğradık
(bu nedenle FB’ lilerin, iptal edilen golde neler hissettiklerini en iyi BJK’
liler bilir.), bu sene çok beceriksizlik yaptık ama dünkü son dakika golüne çok
ihtiyacımız vardı. Galibiyetten ziyade, son dakikada gelen bir galibiyete…
Beşiktaş bizler açısından -özellikle bu sene- yaramaz bir
çocuk gibi, ele avuca sığmıyor, laftan anlamıyor, söz dinlemiyor, bildiğini
okuyor. Karnesi kırıklarla dolu oluyor ama ilginçtir, karnedeki
kırıkların çoğunda hakikaten “hoca ona taktığı için” zayıf almış oluyor. Seni çok üzdüğü
oluyor ama kızsan kızamıyorsun, çünkü aslında çok iyi niyetli bir çocuk. Atsan
atamıyorsun, çünkü o senin canından bir parça!
Sanırım bu yaramaz çocuğu böyle kabulleneceğiz, başka çare
yok…
Özel teşekkürler;
Manuel Fernandes’ e
(tribünde kendisine “reyis” diye hitap edilir.), büyük maçlarda ortalarda
olmuyor eleştirilerini bitirdiğin için, yüreğini sahaya koyarak galibiyetin
kapısını araladığın için, “Meireles’ i bir
maç içinde kaç defa çalımlayabilirim, Emre’ yi bakkala nasıl gönderirim”
konusundaki başarılı denemelerinle keyfimize keyif kattığın için, Emre’ ye “yiğen, şurdan 2 paket marlboro kapıver”
dercesine attığın çalımlardan sonra yapılan çok sert faule rağmen, ortamı
germeyip, Emre’ nin başını okşayarak yerden kalktığın için, Beşiktaş’ a yakışır
bir futbolcu olduğun için teşekkürler Reyis…
Olcay Şahan’ a, dün 93. dakikada (hem de maç boyunca G. Gönül ve D. Kuyt’ un seni çok fazla yıpratmalarına rağmen) tam 92 metre depar atarak maçı kazandırdığın için, kendinin siyah beyaz gönüllerde Sergen (Bkz: Sergen attı şampiyonluk geldi.) ve Koray Avcı’ nın (Bkz: Girişimiz olay, çıkışımız olay) yanında saf tutmasını sağladığın için, yıllardır beklediğimiz Stad’ ın yıkım (bir ara hakikaten İnönü Stadı yıkılıyor zannettim) işlemlerini dün akşam başlattığın, tabiri caizse “ilk kazmayı vurduğun” için, bizi çocuklar gibi sevindirdiğin için teşekkürler…
Allan Mcgırgır’ a
(ben artık A. McGregor’ a böyle diyeceğim.), dakika 65’ i gösterdiğinde, Fenerbahçe'den, biri gerçekten ofsayt olmak üzere, toplam 4 gol yediğin (Olcay’ ın çizgiden
çıkardığı topu da sayarsak 5 gol!!) için teşekkürler ama tersten! Evet maçtan
sonra çok mutluyum, bütün futbolcularımıza mücadeleleri için teşekkür ediyorum fakat
sen yine hiç birşey yapmadın. Bu nedenle herkes gelsin ama sen gelme…
Ve son olarak,
Aykut Kocaman’ a,
derbi maçta nizami golü iptal edilmiş, bu da yetmemiş gibi 93. dakikada (kendileri
açısından) çok saçma bir gol yiyerek mağlup olmuş bir takımın hocası olmana
rağmen, basın toplantısında “Evet hakem
hatalıydı ama biz daha çok hatalıydık. Genç hakemin üstüne gitmeye gerek yok.”
deme olgunluğunu gösterdiğin için teşekkürler…

