4 Mart 2013 Pazartesi

OLCAY STADA İLK KAZMAYI VURDU


Maçtan önce inanın semtteki çakıl taşları bile galibiyet istiyordu. Taraftar, aşkına inanılmaz sahip çıkmıştı. Aslında yandaki fotoğraftan da görüleceği üzere maçtan saatler önce Deniz Müzesinin önünde saklıydı dünkü epik galibiyetin şifreleri…

Maçta yaşanan tartışmalı (pardon, tartışılmaz) bir iki hakem hatası oldu ama bu asla galibiyetimize gölge düşürmemeli, düşüremez. “İptal edilen nizami gol, bizim golden önceki ağır “elle oynama” kararı, Emre ve Egemen’ e gösterilmeyen ikinci kartlar vs. vs.” bunları tartışıp, telegol düzeyinde yorumlamak, büyük haksızlık olur dünkü maça…



Esasında Beşiktaş’ ın galibiyetinden başka alternatifleri düşünmek pek adetim değildir ama dürüst olmak gerekirse kazanamayacaksak kaybetmeyi tercih edeceğim bir maçtı. Ha birde “ÜST” bitmesini. (bkz: Beşiktaş maçları ve BES ilişkisi üzerine yazdıklarım.)

Her şeyden öte, İnönü’ deki son büyük maçı Beşiktaş’ ın kazanması daha güzel olurdu. Hayat o kadar da acımasız olmamalıydı. Olmadı da…

(Sataşmak gibi olmasın ama) Bu arada şunu da belirtmeliyim, Beşiktaş taraftarı dün akşam, bir ders verdi. Fenerbahçe’ nin iptal edilen golünde etrafımdaki herkes sinirlendi, hakeme kızdı çünkü gol nizamiydi. Hep beraber, bu haksızlığa sinirlendik. Egemen, hep aynı nakaratta, sahada maç boyunca Niang ile güreş tuttu ama ilginçtir, maçı tamamlayabildi. Emre, Fernandes’ in ayaklarını eline vermek için çok uğraştı ama ihraç edilmedi. Buna rağmen tribünde kimse (birkaç çakmak atma girişimini saymazsak) terbiyesizlik yapmadı. “Hakemi ve rakibi baskı altına alacağız, haydi terbiyesizlikte zirve yapalım” hatasına düşmedi Beşiktaş Tribünü! Oysa daha geçen hafta, “arsızlık nasıl yapılır, hakkaniyet nasıl göz ardı edilir ve en ufak şeyde çığlık çığlığa bağırılır, maç bizim olsun da nasıl olursa olsun” gibi konularda GS ve FB tribünleri harikalar (!) yaratmıştı. Umarım birileri ders almıştır dünkü maçtan…

Aslında biz bu sevinci Trabzonspor maçında yaşayacaktık ama Olcay dün yaptığını o gün yapamamıştı.

Aslında (Toroğlu’ nun tabiriyle) kibirli zengin çocuklarına, onur mücadelesiyle maç nasıl kazanılır’ı daha 2. hafta (dünkü gibi 3-2' lik skorla) gösterecektik ama Hakem ve Emek Hırsızı buna engel olmuştu.

Bu sene çok aksilik yaşadık, bu sene çok haksızlığa uğradık (bu nedenle FB’ lilerin, iptal edilen golde neler hissettiklerini en iyi BJK’ liler bilir.), bu sene çok beceriksizlik yaptık ama dünkü son dakika golüne çok ihtiyacımız vardı. Galibiyetten ziyade, son dakikada gelen bir galibiyete…

Beşiktaş bizler açısından -özellikle bu sene- yaramaz bir çocuk gibi, ele avuca sığmıyor, laftan anlamıyor, söz dinlemiyor, bildiğini okuyor. Karnesi kırıklarla dolu oluyor ama ilginçtir,  karnedeki kırıkların çoğunda hakikaten “hoca ona taktığı için” zayıf almış oluyor. Seni çok üzdüğü oluyor ama kızsan kızamıyorsun, çünkü aslında çok iyi niyetli bir çocuk. Atsan atamıyorsun, çünkü o senin canından bir parça!

Sanırım bu yaramaz çocuğu böyle kabulleneceğiz, başka çare yok…
















Özel teşekkürler;

Manuel Fernandes’ e (tribünde kendisine “reyis” diye hitap edilir.), büyük maçlarda ortalarda olmuyor eleştirilerini bitirdiğin için, yüreğini sahaya koyarak galibiyetin kapısını araladığın için, “Meireles’ i bir maç içinde kaç defa çalımlayabilirim, Emre’ yi bakkala nasıl gönderirim” konusundaki başarılı denemelerinle keyfimize keyif kattığın için, Emre’ ye “yiğen, şurdan 2 paket marlboro kapıver” dercesine attığın çalımlardan sonra yapılan çok sert faule rağmen, ortamı germeyip, Emre’ nin başını okşayarak yerden kalktığın için, Beşiktaş’ a yakışır bir futbolcu olduğun için teşekkürler Reyis…


Olcay Şahan’ a, dün 93. dakikada (hem de maç boyunca G. Gönül ve D. Kuyt’ un seni çok fazla yıpratmalarına rağmen) tam 92 metre depar atarak maçı kazandırdığın için, kendinin siyah beyaz gönüllerde Sergen (Bkz: Sergen attı şampiyonluk geldi.) ve Koray Avcı’ nın (Bkz: Girişimiz olay, çıkışımız olay) yanında saf tutmasını sağladığın için, yıllardır beklediğimiz Stad’ ın yıkım (bir ara hakikaten İnönü Stadı yıkılıyor zannettim) işlemlerini dün akşam başlattığın, tabiri caizse “ilk kazmayı vurduğun” için, bizi çocuklar gibi sevindirdiğin için teşekkürler…




Allan Mcgırgır’ a (ben artık A. McGregor’ a böyle diyeceğim.), dakika 65’ i gösterdiğinde, Fenerbahçe'den, biri gerçekten ofsayt olmak üzere, toplam 4 gol yediğin (Olcay’ ın çizgiden çıkardığı topu da sayarsak 5 gol!!) için teşekkürler ama tersten! Evet maçtan sonra çok mutluyum, bütün futbolcularımıza mücadeleleri için teşekkür ediyorum fakat sen yine hiç birşey yapmadın. Bu nedenle herkes gelsin ama sen gelme…

Ve son olarak,

Aykut Kocaman’ a, derbi maçta nizami golü iptal edilmiş, bu da yetmemiş gibi 93. dakikada (kendileri açısından) çok saçma bir gol yiyerek mağlup olmuş bir takımın hocası olmana rağmen, basın toplantısında “Evet hakem hatalıydı ama biz daha çok hatalıydık. Genç hakemin üstüne gitmeye gerek yok.” deme olgunluğunu gösterdiğin için teşekkürler…