Forvetin olmaması nedeniyle maç kadrosunda 3 mevkide
değişiklik yapılmasının, takımın akordunu fena halde bozduğuna dün şahit olduk.
Bence kadroyu kurarken hocanın bilinçaltında -Almeida’ nın olmamasını, onun
yerine oynatacağı (Dentinho, Batu, Sinan ve hatta M. Akyüz gibi) oyuncu için değil- bu durumu kendisi için fırsata dönüştürmek
yatıyordu. Yani “Almeida yok ama öyle bir şey yapacağım ki, Terim başta olmak
üzere tüm Türkiye şaşıracak ve bravo hoca diyecekler.” düşüncesinin beyninde
yer ettiğini düşünüyorum. Son yıl hiç el atamasam da, hatırı sayılır bir süre menajerlik
oyunu oynamış ve Beşiktaş ile (hatta Kayserispor ve Nottingham Forest ile de) gerek
ulusal liglerde, gerekse uluslararası mecrada başarıdan başarıya koşmuş bir
sanal hoca (!) olarak bunu zaman zaman bende yapardım. Forvet oyuncusundan
defans, stoperden kanat oyuncusu falan yaratıp, kendimi tatmin etmeye
çalışırdım. Sonra gerçek hayatta bu oyuncuyla ilgili bir konuda eşe dosta ahkam
keserdim;
“Ya bu X, defansta/forvette bile oynar. Hem de ne oynuyor. Ben
bunu bir sene defansta/forvette oynatıp Mançester’a sattım. Hey yavrum hey” şeklinde…
Tabi ki benim yaptığım bu şapkadan tavşan çıkarma olayında,
işler kötü giderse de oyunu kaydetmeden çıkar ve maçı yeniden başlardım. Neticede
bilgisayar oyunundan bahsediyoruz.
Gelelim gerçek hayata;
Samet Hoca’ nın Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarının
öncesinde kadroyu yazarken neler düşündüğünü az çok tahmin edebiliyorum. Hoca "imkansızlıklar
içinde bir yıl geçirildiği için derbi maçta deplasmanda kaybetsem kimse bir şey
demez, ama bu sıra dışı kadroyla kazanırsam, ustalık belgemi alırım.” düşüncesindeydi bana göre.
Aslında Hoca’ ya haksızlık etmek istemiyorum ama dün maçı
kaybetmemizin sebebi Samet Aybaba’ dır. Aynen Fenerbahçe maçında olduğu gibi. Bakın
bunu Okay Karacan, köşesinde (Samet Aybaba’ ya hitaben yazdığı yazıda) nasıl
anlatmış;
“İşleyen
tek ama iyi bir sistemin varken Fenerbahçe deplasmanında sol kanadı, Uğur’u öne
Escude’ yi bek’ e çekerek bozmuş, rakibin sağ bekini yıldız yapmışsın iki
gol atmış.
Bu
senin ilk yarıdaki ölümcül tek günahın olmuş ve bunun farkına varamayıp aynı hatayı
tekrarlamamışsın!
Dün ise
yine Türkiye’nin en iyi hücumcu sağ bek’ini öne çıkarıp, Mehmet Akgün kumarını
oynamışsın ve hem kağıt hem saha üzerinde rakibinin en zayıf kanadını lehine
kullanmak yerine teslim etmişsin ve rakibin sol bek’i ile sol ön oyuncusu
iki gol atmış.
Ne
kadar birbirine benziyor değil mi?”
Bence müthiş tespit.
Hocam, sen bu takıma güzel futbol oynat, (bak, lig sonundaki
sıralamadan bahsetmiyorum) sadece güzel futbol oynasın, genç birkaç oyuncuyu
Beşiktaş’ ıma kazandır, Beşiktaş ahlakını öğret (*), daha fazlası olmadığı için
sana kimse tek kelime söylemez zaten. Ustalık belgesi peşinde koşma, Ali
Ece’ nin de dediği gibi “menemene su katma” hocam.
(*) Beşiktaş ahlakından konu açılmışken, şunları da söylemem
gerek diye düşünüyorum;
-
Necip, bu sezon rakiple ve hakemle çok
uğraşıyor. Dünkü maç özelinde söylemiyorum. (ilk dakikadaki pozisyonda çocuğun
ayağını kırmak üzere olan Riera’ ya da selam (!) ederim.) Sürekli bir kendini
abartılı şekilde yere atma peşinde gibi. Hangi maç olduğunu hatırlamıyorum ama
tribünde olduğumuz bir maçta, sırf bu yüzden gol yemiştik. Tribünden fena halde
Necip’ in aleyhinde homurdanmalar yükselmişti. Beşiktaş’ ın genç kaptanına
yakışmıyor.
-
Oğuzhan’ ın dün Melo’ yu kışkırttığını
düşünmüyorum. Melo zaten daha doğarken kışkırmış bence. Oğuzhan dün Melo’ nun
karşısına dikilip, takım arkadaşına sahip çıkarken, Melo tarafından bana göre tükürüğe, kimine göre tükürük teşebbüsüne, Melo’ nun
kendisine göre de (evet kendisi “tükürmedim,
küfrettim” diye açıklama yaptı.) her ikisi de değil, sadece küfüre maruz kaldı. Her 3 durumda da
Melo’ nun cezası oyundan ihraçtır. Aksini iddia eden açsın, 140 sayfalık (yazar
burada o kitapçığı okuduğunun altını çiziyor.) futbol oyun kurallarını okusun. Sosyal
Medya’ da yoğun bir şekilde sürdürülen “Burak
Yılmaz’ ı aklamak için Oğuzhan’a saldırma” operasyonuna katılanları da
insafa davet ediyorum.
-
İnstagramcıbaşı Dentinho’ nun oyun kalitesini
bilemem, eski gollerinin videoları dışında bir şey görmedim ama dün gördüğüm birkaç
şey üzerine şunu söylemem gerek;
“Kardeş, hep rakiple hakemle uğraşacak,
kendini yere atacaksan, çok yanlış gelmişsin. Senin yerin Fatih Terim’ in
takımlarıdır.”
Umarım beni rahatsız eden o hareketleri bir
daha yapmaz.
Neticede dün Galatasaray, son yarım saati 10 kişi oynamasına
rağmen, Beşiktaş’ ımı hakederek yendi. Ezeli rakibimizi can-ı gönülden tebrik
eder, Sneijder’ li, Drogba’ lı kadrosuyla önümüzdeki maçlarında başarısızlıklar
dilerim.
Son sözüm, o rezil pankartı açan ama gece adres ve
telefonlarının twitter’ da ifşa edilmesi nedeniyle, hem kendilerini hem de
ailelerini tehlikeye atan ve evlerinin önünde polis koruması olduğu söylenen (komodin
yazmayı dahi bile bilmeyen) dangalaklara;