Ey
büyük Beşiktaş Taraftarı…
Birinci
vazifen Beşiktaş’a ilelebet sahip çıkmaktır. Her şeye ve herkese rağmen…
Yukarıdaki
kelimeleri değiştirilmiş cümlelerin orijinalini hemen herkes (Hababam sınıfı
bile) biliyordur. Gönül isterdi ki o sözlerin orijinalinden yola çıkıp, ülkede
son zamanlarda yaşanan acı verici, onur kırıcı siyasi olaylara değineyim ama
burası bir futbol blogu ve benim sadece futbol üzerine yazılar yazmam,
Ülkemizde yaşananlara kayıtsız kaldığım anlamına gelmemeli…
Neyse
bunları söyledikten sonra kanal değiştiriyorum;
3
Temmuz’da başlayan süreç (kulakların
çınlasın Aykut Kocaman), Beşiktaş taraftarının yıllardır istediği ama artık
yavaş yavaş umudunu kaybetmeye başladığı bir hususun gerçekleşmesini sağladı.
2012 yılının Mart ayı geldiğinde, taraftarın önemli kısmının sürekli
eleştirdiği Yıldırım Demirören’ in yerine Fikret Orman, Beşiktaş Jimnastik
Kulübü’ nün yeni başkanı olmuştu. Medyanın genelindeki Beşiktaş karşıtlığının
yarattığı olumsuz hava, eski yönetimin hatalarının yansımaları, yeni yönetimin
tüm iyi niyetine rağmen, yaptığı acemilikler, parasızlık, özellikle futbol
takımının içindeki hizipçilik gibi unsurlar taraftarın moralini bozmaya
fazlasıyla yetiyordu. Önceki yazılarımda da değindiğim gibi, günaşırı gelen
olumsuz haberler camianın moral açısından toparlanmasına izin vermiyordu. Transfer
sezonunda yaşananlar, kaybedilen oyuncular, gitmek istediği söylenen oyuncular,
güven vermeyen bir hocanın gelmesi derken, umutsuz bir şekilde 2012-2013
sezonuna başladık. Hasretin dindiği İBB maçından sonra ürkerek çıkılan bir GS
derbisi ise camianın yeniden havaya girmesine fazlasıyla yetmişti. Ardından gelen
Karabükspor galibiyeti, Ferdi’ nin güldüğünün görülmesinin de etkisiyle
taraftarın yüreğine su serpmişti. Yani bazı sorunları görmezden gelirsek, sanki
işler düzelmeye başlamıştı.
Derken
Fatih Doğan, twit kuşu aleminde “Beşiktaş’
ın epey bir becerikli, takıma yarar sağlayacak olan bir yıldız forvet ile
görüştüğünü” ilan etmişti. Ancak yapılan tüm ısrarlara “Arkadaşlar söz verdim söyleyemem, çok hassas
bir durum var. Bu nedenle ismi açıklayamam, Beşiktaş’ ın menfaati için”
diyordu. Derken bu Pazar, Maraton programı başladı ve Sansar Büyüka, programı açarken şu cümleleri kurdu;
“ıı
aaevet sayın seyirciler, oldukça hareketli saatler yaşıyoruz. Beşiktaş, Lazio’
nun golcüsü Zarate’ yi almaya çalışıyor. Aaevet kaptan, söz sende…”
Bu
bilgi sızdığı için Zarate transferi gerçekleşmedi demiyorum tabi ki ama
kardeşim bu nasıl bir ağzı gevşek yönetimdir. Durumu hassas madem, neden
gazetecilere bilgi veriyorsunuz? Netice itibariyle Zarate transferinin
gerçekleşmeyeceği belirtildi. Sanırım bunun hırsının da etkisiyle Nene
transferi gündeme bomba gibi düştü. Hem nasıl düşmesindi ki, geçmiş dönem
istatistiklerine bakılınca gol atma konusunda oldukça maharetli olan bu
Brezilya’ lı forvet oyuncusu Beşiktaş’ ın gol sorununa merhem olacaktı. Bir
anda ortalık karıştı, KAP’ a bildirim yapılınca taraftar da haliyle sosyal
iletişim mecralarında havaya girdi. Çünkü önceki dönem tecrübeleri gösteriyordu
ki KAP’a bildirim demek, transferin bitmesi demekti. Ardından ismini şu an
hatırlayamadığım bir yönetici akşam saatlerinde (dün) İstanbul Atatürk
Havalimanı’na bir uçak ineceğini, içinde de ya Nene ya da Zarate olacağını
söyleyerek ateşin altına odun attı.
Sonuç:
Nene transferi, PSG’ nin bonservis bedeli istemesi (ne garip değil mi, bir
kulübün bonservis istemesi! Herkesi kendileri gibi zannettikleri için Fransa
gol kralını bedavaya alabileceklerini zannetmişti bizim kamiller.) Yani
İstanbul’ a ne Nene’ yi, ne de Zarate’ yi taşıyan bir uçak indi. Bununla
birlikte bu fiyaskonun birde “çileği” olmalıydı. Buna da hemen bir çözüm
üretildi ve Gökhan Süzen (Ki kendisi esasında hiç umurumda değildir. Bana göre
akıldan bile geçirilmemeliydi.) transferinin de iptal edildiği haber sitelerine
düştü.
Yahu
sizden transfer isteyen mi oldu? Nene diye, Zarate diye kapınızda mı yattık?
Kendiniz hiç gerek yokken (Mustafa’ nın sakatlığı demeyin,
Almeida-Batuhan-Holosko üçlüsü bu yoklukta iş görür.) ortalığı karıştırdınız. Hem
de takım, tam havasını yakalamak üzereyken yaptınız bunu. Aldık bitti, geliyor
diyip insanlarda bir beklenti oluşturdunuz ve sonra gerisin geri evlerinize
dağıldınız.
Ben
aslında Fikret Orman’ ın yanan eve balıklama atlamasını takdir ettim. Tabi ki
kolay değil böyle bir dönemde bu kadar riskli bir mecraya girmek ama Levent
Erdoğan’ ı listeye aldığı gün, ağzımda kekremsi bir tat olmuştu. Beşiktaş çok
büyük kulüptür, öyle 2 büyük varcılara
her zaman haddini bildirecek gücü olmuştur, olacaktır. Ancak üstüste iki defa
bu kadar iş bilmez yönetimi zor kaldırır. Demedi demeyin…
Fikret
Orman’ ın geçiş dönemi başkanı olduğunu görüyoruz ama umarım bu geçiş dönemi en
kısa sürede, en hasarla atlatılır. O güne kadar ne mi yapacağız?
(Teşbihte
hata olmaz)
Koyunun
olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi diyeceğiz…
En azından 35'lik tel kadayıf almadı ama adam....
YanıtlaSilAlmeida'nın ayakları yok, Holosko bir var bir yok, Batuhanı hiç sorma çektiği için olsa da yok olmasa da :)
sansar büyüka iyiymiş :)
YanıtlaSilKayıtta GS'ye laf atılmazsa, yorumlarda atılıyor. Bu ne eziklikmiş anlamadım gitti.
YanıtlaSilDoğruları yazmak yazar için zor olsa da, bu yazıyı beğendim.