Millet olarak casusluk hikayelerine bayılırız. FBI, Mossad, KGB ve hatta El-muhaberat (Hemen itiraz etmeyin bu el-muhaberatçılar 39 tane istihbaratçımızı aynı anda paket yaptılar.) seviyesinde bir istihbarat teşkilatına sahip olmasak ta hemen her kurumumuzun derin bir yapılanması var sanırım. Derin devlet, derin X partisi, derin GS, derin oluşum başlıklarını gazetelerde sayısız defa görmüşümdür. Dünkü gelişmeler gösterdi ki derin BJK’ de varmış. Dün bu toprakların değişmez kaderi tecelli etmiştir ve derin olanlar bir kere daha sığ (!) olanları püskürtmeyi başarmıştır. Olmasa şaşardım zaten…
Bazı isimler Beşiktaş’ ın Onursal Başkanı’ nın evini ablukaya almışlar ve kendi hazırladıkları bir metni Süleyman Seba’ ya imzalatmışlar. Süleyman Seba’ nın başkanlığındaki Beşiktaş’a aşık oldum ben, bu nedenle kendisine hiçbir mecrada saygısızlık etmem. Ancak dün kulüpte dengeleri alt üst eden o işaret fişeğini yakması kanaatimce hataydı. Aynen şike soruşturmasında tutukluları ziyaret için hapishaneye gittiğinde yalnızca yeğeni ve Aziz Yıldırım (o cezaevinde 2 tane daha Beşiktaş’ lı vardı Syn. Onursal Başkan) ile görüşüp çıkması gibi…
Şimdi bana kimse “Süleyman Seba bu kulüpte top oynarken sen vitamin değildin bilmem ne” çıkışmaları yapmasın. Tamam, Süleyman Seba, bu kulübün simgesidir, herşeyidir, en büyük gurur kaynağıdır ve öyle kalacaktır ama yanlışına da yanlış denmezse hata edilir. Çünkü her zaman söylendiği gibi kimse Beşiktaş’ tan büyük değildir, Seba bile…
Tribünler yıllar önce “Ahmet Dursun, Seba Gitsin” diyerek kendisine büyük haksızlık etmiştir. Fakat kendisi de tam sular durulmaya, olumlu sinyaller gelmeye başlamışken dünkü çıkışı yaparak kaosa çanak tutmuştur.
Ve kendi nazarımda, “Ahmet Dursun, Seba gitsin” tezahüratıyla yapılan haksızlığın diyeti dün ödenmiştir. O tezahüratla ilgili olarak artık vicdan azabı çekmeyeceğim.
Şu bilinsin ki, benim derdim Serdal Adalı falan değildir. Kendisi “taraftar istiyor” diye geliyorum dedi. Ancak karşısına çıkan ilk zorlukta başlamadan bırakıp gitti. Gerekçe olarak kaotik ortamı bahane etti ama Beşiktaş’ ı, özellikle son 8 yıldır tüm değerleri yerle yeksan olan Beşiktaş’ ı düzlüğe çıkarmanın kolay olacağını kim söylemişti ki? “Mısır’a sultan olmak kolay değildir, kuyuya gireceksin” demişti, eski çok eski bir dizinin kahramanlarından birisi…
Kulüpteki kaosu gerekçe göstermesini manasız buluyorum. Kendisini başkan olarak görmek isteyen taraftara rağmen, papaza kızıp oruç bozmasını affetmeyeceğim. Madem Beşiktaş kaotik bir durumda, bunun çözümü ilk fırsatta geri vites yapmak mıdır yoksa başkan olup, o karanlık adamlardan bu kulübü temizlemek midir Sayın Adalı?
Ve kendi nazarımda, bir anlık gazla söylenen “Aklanın da gelin” açıklamasının diyeti dün ödenmiştir. Kendisine aklan da gel dediğimiz için artık vicdan azabı çekmeyeceğim.
TFF başkanı olduğu gün bende birçok insan gibi nihayet demiştim ve kendi kendime “nasıl olsa kurtulduk, bundan sonra Yıldırım Demirören’ den yazılarımda asla bahsetmeyeceğim” diye karar almıştım. TFF başkanı oldu, kurtulduk diye seviniyorduk ama hazret, hem TFF’yi, hem de Beşiktaş’ ı aynı anda (Yalçın Karadeniz vasıtasıyla) yönetecek. Kurtulduk derken daha kötüsü oldu. “Yıldırım Demirören alacaklarını sildiğine inanmam için yazılı belge görmeliyim” dediğimde “Beşiktaş’ ın kongresinde yapılan her açıklama senetten daha kıymetlidir” diyen kamillerin, Yıldırım Demirören -o alacaklarının gücüyle- kulübe başkan tayin ederken ne düşündüklerini ise gerçekten çok merak ediyorum.
Yalnız o saygıdeğer (!) abilerin, 109 yıllık Büyük Beşiktaş’ ın bu kadar örselenmesinden taraftarın çok rahatsız olduğunu bilmeleri gerekiyor. Başta Yalçın Karadeniz olmak üzere söz konusu kişilerin, şu atasözü üzerinde önümüzdeki birkaç gün düşünmelerini isterim;
Perşembe’ nin gelişi, Çarşamba’ dan bellidir.
Son sözüm onlara, bakın bakalım alttaki bilette maç günü olarak ne yazıyor?
Perşembe günü İnönü’ de görüşürüz beyler…
Yazar:@ozturkdursun
kaotik ortamdan bir an önce kurtulmanız dileğiyle. GS konusundaki komplo teorilerin nerden geliyor bilmiyorum ama yanlışları yapan biz değiliz. malatyaspor doğan arabaları aldı diyorsunuz ama o şikeci dediğiniz takımdan transfer yaparak dediklerinizle çelişiyorsunuz. 87 de zalad şike yaptı diyorsunuz ama bir sene sonra zaladı transfer ediyorsunuz. 93 de şike yaptı diyorsunuz, ama zalad oyundan çıktıktan sonra bile gs 3 gol daha atıyor. şike nasıl olur biliyormusun.. onursal başkanınız TÜPÇÜNÜN kurtarmaya çalıştığı fenevin yaptığı gibi olur. ikinci olmak sevimsizdir ama her halukarda şampiyonun hakkını şampiyona vereceksin.
YanıtlaSil