28 Eylül 2011 Çarşamba

TOMBALACIYI DAHA ÇOK BEŞİKTAŞLI ZANNETMEK

 
Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde Samsun' dan 2 oyuncu siyah beyazlı formayı giymek için İstanbul' a geldi. Bunlardan bir tanesi, "futbolu Beşiktaş gibi bir takım var olduğu için sevenlerin” gönlünde taht kurduktan sonra, zoraki sebeplerle çekik gözlüler diyarına çıkacak, diğeri ise sonradan askerlik problemleri nedeniyle, (Kaderin cilvesi olsa gerek, askerlik kelimesi üzerinden çeşitli spekülasyonlara maruz kalan başkanı olan) bir başka kulübe yelken açacaktır. Güzel maçlar çıkarmıştır, 3-4’ lük Kadıköy Panteri maçında harika bir performans ortaya koymuştur ancak ikincisiyle işim olmaz. Bu nedenle O’ na dair anlatacaklarım bu kadardır. Adını bile anmaya gerek yoktur.

Dönelim esas oğlana,

İlhan Mansız’ ı sevdi bu taraftar, hem de çok sevdi. Ancak Pascal’ a olduğu kadar yürekten bağlanmadı. İlhan’ ın Beşiktaş’ a gelmeden hemen önce Galatasaray’ la anlaşmış olması ve son anda bize transfer olmasının etkisi var mıdır. Hiç sanmam.

Aradan onca yıl geçmiş, hala stada gittiğimde “Fransa’ da doğdu” ile başlayan o ünlü şarkının söylendiğini duyuyorum. Ve her duyuşumda kendi kulübümün taraftarlarının aslında ne kadar futbola ilgisiz olduğunu görüp, hayıflanıyorum. Gören de Hagi’ nin GS’ ye yaptığı katkıyı Pascal’ ın Beşiktaş’ ıma yaptığını zanneder. İstatistiklerine bakınca Beşiktaş forması giydikleri dönemde Pascal maç başına 0,53’lük, İlhan ise maç başına 0,55’ lik gol ortalaması yakalamış…

İstatistik bilimi, aralarında pek fark olmadığını söylüyor. (Not: Yemişim istatistiğini, Pascal İlhan' nın kramponunun çivisi olamazdı, bana göre) Peki neydi, bu taraftarın birini diğerinden daha sevmesinin nedeni? Kavgacı olmaksa, ikisi de kavgacıydı. Ancak birisi rakiplerle kavga ederken, diğeri topla kavga ederdi. Gerçi bir maçta İlhan, korner direğiyle kavga edip, sarı kart görmüştü. Ama o olay, Pascal’ ın vukuatları yanında çok önemli değildir.

Kabul etmek gerekir ki İlhan, asla Pascal kadar sevilmedi. Çünkü İlhan, hiç rakibine yumruk atmadı, elini şortuna sokup karşı tarafa ilkokul seviyesinde bir göndermede bulunmadı. Açın youtube denen siteyi ve İlhan Mansız yazın, karşınıza çıkan ilk video, İlhan’ ın attığı golleri (Kırımızı forma da ne yakışırdı be!) gösterir. Pascal Nouma yazın, karşınıza çıkan ilk video; Pascal’ ın Rüştü’ ye attığı golden sonra yaptığı, American History X özentisi tombala hareketinin görüntüleri! Sırf bu bile başlı başına ikisi arasındaki farkı gösterir. Fakat ne yazık ki şu günlerde İlhan Mansız’ ın adını bile anmayan taraftarımızın bir bölümü, Nihat Doğan’ ı döven Pascal’ a havaalanında karşılama yapar. Çünkü zannediyorlar ki Pascal, İlhan’ dan daha sıkı bir Beşiktaş taraftarıdır.

Ben bizim taraftar kadar, popülist hareketler karşısında kendinden geçen bir topluluk görmedim arkadaş!

Mesela, Ekrem Dağ 90 dakika boyunca ciğerlerini parçalamak pahasına koşar, ama yeteneği belirli bir seviyede (Kusura bakma Ekremciğim ama öyle) olduğu için skoru değiştiremez. Fakat maç boyunca, aralarında bir husumet varmışçasına Turgay Bahadır ve Ozan İpek’ i kovalar, sırf takımı için. Diğer tarafta ise bizim dünya yıldızı Quaresma, maçın başındaki tek 1 (yazıyla Bir) pozisyon dışında ortada yok ama kritik yerde topa basıp düşünce rakibe arkadan çelme takar. Gördüğü kırmızı karttan sonra ise formasını öpüp, Bursa seyircisine gider yaptı diye ertesi gün tüm taraftar sitelerinde kahraman ilan edilir. Bu kadar kolay mı tavlanıyor bu büyük kulübün taraftarı?

Bu takımın, rakip seyirciye kırmızıdan sonra forma öperek gider yapacak oyuncuya değil, atacağı/attıracağı gollerle 90 dakika dolmadan stadı terkettirecek oyunculara ihtiyacı var.














Not: Hele bir de Beşiktaş’ lı olmasıyla bilinen hakeme, kendi yönettiği maçta hep bir ağızdan “Beşiktaş’ ın çocuğu Fırat Aydınus” tezahüratı yapıp, hakemin ayarının kaçmasına neden olma olayı var ki, “Böyle taraftar düşman başına” diyesi geliyor insanın…

2 yorum:

  1. güzel yazmışsın

    YanıtlaSil
  2. Quaresma' nın Stoke City maçındaki oyunu utandırdı mı seni sayın yetkili??

    YanıtlaSil