104 gün, yani (tam gün hesabı yaparsak) yaklaşık olarak 2.496 saat olmuş Beşiktaş’ ımı kanlı canlı izlemeyeli. Şimdi çıkıp bana Alania maçlarından falan bahsetmeyin. O maçlar üzerindeki “hazırlık maçı” havası, özlemimin dinmesine engel oldu. Hani çok acıkırsınız da, yemek hazırlanana kadar ufak bir ekmek parçasının arasına peynir koyarsınız ya, o iki maç benim için işte öyle bir şeydi.
Evet özledim, hem de çok özledim bu nedenle bir yanım, ligin bir an önce başlamasını istiyor. Diğer yanım ise ligler hiç başlamasın diyor. Neden mi?
Umarım yanılırım ama bu sezon, geçtiğimiz yılı arayacağız gibi geliyor. Hem de Fenerbahçe’ nin kolu kanadı kırılmışken, beceri fakiri yönetiminin olumsuz etkilerinden kurtulamayacak olan Galatasaray’ ın bu duruma rağmen, Trabzonspor şampiyonlar ligine (ki yeri gelmişken söyleyeyim; Trabzon haklı beyler!) konsantre olup, 1-2 ay süper ligden uzak kalacakken…
Bursa mı? O kim la? (seni de özledim Behzat reyizz J)
Neyse bırakalım teksas’ ı tommiks’ i de konumuza dönelim Şansal’cım. Evet bu yıl takımımdan korkuyorum. Sağda solda okuduklarım, TV’ de takımı bir arada gösteren görüntüler, Alania maçından enstantaneler bana bunları düşündürtüyor. TV’ de takımı bir arada gösteren görüntülerde, sanki tek bir takım değil de birden fazla takım aynı renk eşofmanları giymiş gibi hissediyorum (Bkz: Atletico Madrid maçı öncesinde yapılan turistik gezinin görüntüleri). Sanki oyuncuların bir kısmı, diğer bir kısmıyla küs ya da adam yerine koymuyor. Alania maçında takım gol atıyor, futbolcular kendi aralarında küçük gruplar halinde seviniyor. Takım atak yediğinde ise tipik hücre yapılanması gibi hareket ediliyor. Sanki her küçük takım, kendi bölgesini temiz tutmaya çalışıyor. Tamam, herkes kapısının önünü temizlerse, tüm sokak temiz olur. Güzel söz, eyvallah, hatta bu sözün içerdiği derin sosyalizm propagandasına da lafımız yok ama bu adamlar Belediye Fen İşleri Daire Başkanlığı’ nda çalışmıyor ki. Bu adamlar futbolcu ve futbol da bir takım oyunudur. Başarı için koordineli bir şekilde kanat varyasyonları yapmak lazım, kolektif bir şekilde pasa dayalı oynamak lazım. (Kulakların çınlasın Ömer Üründül, üstadımızsın. Senden öğrendik bu yakışıklı tanımlamaları J)
Tüm bunları düşünürken birden şu kelimeler beliriyor kafamda;
“Aman bee, neyse ne!! Yense de, yenilse de, kötü de oynasa özledim Beşiktaş’ ımı”
Harbiden özledik, hem de çok özledik be abi!! (Toprağın bol olsun Optik Başkan)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder