14 Ekim 1984 tarihinde Almanya’ da doğan ve çeşitli
kulüplerde alt yapı eğitimi aldıktan sonra SC Feucht ile profesyonelliğe adım
atan, ardından sırasıyla G. Furth ve Stutgart’ ta futbolunu olgunlaştırdıktan
sonra “Kartal” olan, (dövmelerine rağmen) çocuksu bir sempatikliğe sahip olan
bir adam var. Adı Roberto Jan Hilbert…
Geldiğinde herkes gibi bende burun kıvırmıştım. Kimileri “nasıl beğenmezsin?
Adam Stutgart’ ın şampiyon kadrosunun değişmez oyuncusuydu abi” dediğinde bile,
“banane kardeşim nerenin değişmezi olduğundan, ben bu adamdan umutsuzum”
diyordum.
Beşiktaş’ ın uçuruma doğru koşa koşa gittiği yıllardı…
Bu sempatik Alman, zaman zaman iyi maçlar çıkardı. Ama şu an
itibariyle futbol kamuoyunun Hilbert üzerindeki kanaati nettir;
“Bu Hilbert, tam bir Alman oyuncusu. Belli bir standartı
var. Ne çok iyi performans gösterir, ne de çok kötü! Hilbert’ i oynatan hoca
ondan çok aşırı performans beklememeli, saçmalamasından da korkmamalı. Tam bir Alman!”
Oysa biz ne Alman’ lar gördük, görüyoruz, göreceğiz…
Tabi ki Mesut Özil (yazar
burada Türk Milli Takımı’ nı seçmemesi nedeniyle, kendince Mesut’ u Türk olarak
değil Alman olarak sınıflandırıp, protesto ediyor!), P. Lahm, M. Reus, M.
Götze (*), Thomas Müller ve B. Schweinsteiger
gibilerinin Türkiye’ de futbol oynamasını (en azından 32 yaşından önce)
beklemiyorum. Hilbert tam bir Alman ise bu saydıklarım ne? Bunlar tam Alman ise
Hilbert yarım porsiyon Alman mı? Hatta belki de çeyrek…
(*) Burada yazının ana fikriyle uzaktan yakından bir
ilgisi olmayan bir not düşmek istiyorum; Herkes gibi bende ortaokul ve lise’
de tarih (daha çok Osmanlı tarihi!) dersi aldım. Orada zaman zaman Prusya diye bir ülkenin adı geçerdi. Tarihe
de ilgi duyduğum için zaman zaman aklıma “Ulan bu Prusya’ ya ne oldu acaba?”
diye meraka düşer, akabinde de “En kısa zamanda Prusya tarihini anlatan bir
kitap edineyim de merakımı gidereyim” derdim. Öyle bir kitap edinmek henüz
kısmet olmadı. Ancak birkaç yıl önce tesadüfen o Prusya’ ya ne olduğunu
öğrendim. Prusya, M. Götze ve M.
Reus’ un da şu anda formasını giydiği, (Almanya’ daki takımım olan) B. Dortmund’
un “B’ sindeki” Borussia’ da gizliymiş! Arşimed’ in suyun kaldırma kuvvetini
bulunca ki durumu kadar çılgınca bir tepki vermedim ama Prusya' nın Latince karşılığının
Borussia olduğunu öğrenince, "buldum ulan seni Prusya!” dediğimi ve o anda
ufkumun iki katına çıktığını hissettiğimi hatırlıyorum.
Neyse o disiplin ülkesinin vitrin oyuncularıyla Hilbert’i
karşılaştırıp, bizim sempatik sağ bek’ i aşağılamak değil amacım.
Bildiğiniz gibi Hilbert’ in bu sezon sonunda sözleşmesi
bitiyor. Yönetim, “ücretini düşür mukaveleni uzatalım” diye teklifte bulunmuş
ama bu teklif kabul edilmemiş. Ücret demişken, bakın bizim Hilbert Lig TV’ deki
bir röportajında bakın neler demişti;
“Ülkemde birkaç isim dışında 1 milyon Euro’ nun üzerinde
kazanan futbolcu yok. Kaldı ki, kazandığının yüzde 40’ını da vergi olarak
devlete geri öder. Ancak Türkiye’de yıllık kazançlar Avrupa’nın iki hatta üç
katını buluyor. Ayrıca vergi de ödenmiyor. Bu durum doğrusu beni şaşırtıyor”
Bizi de Hilbert, bizi de…
Evet, Hilbert’ in sezon sonunda sözleşmesi bitiyor. Son 1
haftadır ise ortalıkta “Lucescu Hilbert’ i istedi”, “Hilbert ülkesine mi
dönecek?”, “Bundesliga’ nın hangi ünlü kulübü Hilbert ile görüşüyor?” tarzı
haberler medyada yer alıyor.
Hilbert ise dün (*) yaptığı açıklamada,
“…Beşiktaş ile yeni kontrat imzalayıp imzalamayacağımı henüz
bilmiyorum. Menajerim ve kulüp bir şimdiye kadar bir kez temasa geçtiler ama
daha sonra bir görüşme olmadı. Ben menajerim ve ailem ile sürekli konuşup
geleceğim hakkında alternatifler (!) çıkarmaya çalışıyoruz…”
(*)Sivas deplasmanındaki golünün de etkisi vardır bu “bak giderem haa!” minvalindeki
açıklamasının ardında diye düşünüyorum. Attığı golü, paraya tahvil etmeye
çalışıyor. Peki kardeşim, et ama geçen hafta 89. dakikada kaçırdığın top
sonrasında McGregor ile ortaklaşa 2 puanımıza mal olmanızı biz neye tahvil
edelim?
Yani Beşiktaş’ ı Demirören döneminde zanneden Hilbert
ve/veya menajeri Kulüpte, “Aman Hilbert elimizden kaçacak” korkusu yaratmak
istiyor. Bu sayede aklının alamayacağı paralar kazandığı (ben demiyorum, kendisi öyle demiş.) Beşiktaş ile sözleşme
yenilemeyi amaçlıyorlar. Demirören zamanında olsa yönetim bu zokayı yutardı (Bkz.
Nobre’ nin, Holosko’ nun astronomik ücretli eski sözleşmeleri) ama bu yönetimin
bu blöfü yiyeceğini zannetmiyorum. (Bkz. T. Sivok’ un sezon başındaki sözleşme
yenileme süreci)
Sözün özü, 2010 yılından beri ülkemizde olan Roberto Jan
Hilbert, esasında Tam Bir Alman’ lıktan, Tam
Bir Türk olmaya evrilmiş geçen süreçte…
Yazarın ilgili futbolcu hakkındaki görüşü; tamam görev
adamıdır, belli ortalamanın altına düşmez ama Beşiktaş’ ta oynayacak bir
kalibrede oyuncu değil kendisi. Yani hala burun kıvırıyorum Hilbert’ e ve bence
Hilbert’ e 500 bin EUR’ nun üstünde verilecek her kuruş israftır. Beğenmezse yol
verin gitsin efenim. Hele de şu Gökhan Gönül’ ü izlerken…
ÜZGÜNÜM, YOK BU YORUMLARA KATILMIYORUM KARDAŞ. GÖLÜN ÇEVRESİNDE DÖNÜYORUZ, GÖLÜN İÇİNE GİRELİM LÜTFEN….
YanıtlaSilŞU AN BULUNDUĞUMUZ DURUM, HİLBERT ZİLBERT İŞİ DEĞİL….
BEŞİKTAŞ FUTBOL TAKIMININ BU SEZON İÇERİSİNDE OYNADIĞI MAÇLARDA HER ŞEY OLABİLİR….ŞU AN BULUNDUĞUMUZ YER BİLE MÜTHİŞ BAŞARIDIR…
BEN BAŞKANINIZI ANLAYAMIYORUM, NEDEN YAPILAN KİRLİ İŞLER ANLATILMIYOR HALKA, NE BENZİNLİKMİŞ BU, BENZİNLİKTE OKTAN VARDIR, POMPA VARDIR, POMPACI VARDIR ….AMA HER DEFASINDA HER NEDENSE AYRI AYRI YORUMLAR ÇIKIYOR…..AÇIN BU KONUYU AÇIN….TÜPÇÜNÜN CÜSSESİNE BAKIP, MAKAMINA BAKIP BİR ŞEYLERDEN ÜRKMEYİN….
TEKRAR HATIRLATIYORUM, GÖLÜN ÇEVRESİNDE DÖNÜYORUZ, GÖLÜN İÇİNE GİRELİM LÜTFEN….
Hilbert devamlılığı olan, savaşçı bir oyuncu. Takıma ekstra her maç kattığı bir şey yok ama kötü oynadığı maç da genelde olmuyor. Şu durumda söylediğine katılıyorum, fiyatını artırma zokasının yutulmaması ve hakettiğinden fazla para verilmemesi gerekiyor.
YanıtlaSilyaklaşık olarak bu sözlerinizi düşünerek yukarıdaki yazıyı yazdığımı belirtmek isterim. savaşıyor, takımı yakacak işleri nadiren yapar ancak nihayetinde ortalama bir oyuncu. gaza gelip, kulübün parasını israf etmemek gerek. makul ücrete anlaşılırsa ne ala, ama gözden çıkarmaktan da korkulmamalı.
SilTürk gençlerine yer verelim dahasına gerek yok !!! Irkçımıyım lan ben :)))
YanıtlaSilkonuyla alakası olmayabilir ama bu haftaki derbide her iki takıma da başarılar dilerim. Beraberlik kimsenin canını yakmaz :)
YanıtlaSilhakem aldatmak için yerlerde yuvarlanmak, hakemi baskına almak için 40 takla atmak, feryat figan ortalığı ayağa kaldırmak gibi bjk' den başka herkesin iyi bildiği şeyler olmasın, güzel maç olsun, dostluk içinde geçsin, bol pozisyonlu olsun, heyecanlı olsun ve hak eden kazansın. yani kesinlikle berabere bitmesin ayn. triyada...
Sil