4 Şubat 2013 Pazartesi

26 NUMARALI FORMASIYLA SİNAN KURUMUŞ


2 Ağustos 1994 tarihinde doğan bir çocuk giydi Beşiktaş formasını içerideki Karabükspor maçında, hem de oyunun 16. dakikasından itibaren. Maçın oynandığı tarihte 18 yaşındaydı ve ilk kez (resmi maçlar baz alındığında) giyiyordu Beşiktaş formasını hem de bir iç saha maçında. O maç ki, 2-0’ dan (ve rakip 10 kişiyken) 2-2’ ye gelmişti. Yani tribün diliyle söyleyecek olursak; “Beşiktaş Kanseri”, tıp literatüründeki ölümcül hastalıklar sıralamasında üst sıralara tırmanıyordu. Diğer bir deyişle, taraftar Fernandes’ i bile (bu yıl ki genel performansı nedeniyle siyah beyaz gönüllerin sahibi olan Fernandes.) yuhalayabilecek bir kıvamdaydı.

Bu çocuk, oyuna girdi. Mücadele etti, rakibin deneyimli savunmacılarıyla boğuştu, orta sahadan top almaya çalıştı, 18 yaşında olmasına rağmen, ver-kaç’ lara girecek kadar kendine güveniyordu.



Tamamen kendi takipçiliğinin sonucunda elde ettiği pozisyonda topu kaleciye nişanladığı anda (yazarın notu: o pozisyon tam moral bozmalık pozisyondu.) çözüldü. Kaldı ki, ligimizin karşı karşıya pozisyonlarda kaleciye nişanlama üstadı, Sinan’ dan 10 yaş büyük olan, Portekiz milli takımının golcüsü Hugo Almeida’ dır. Sinan golü kaçırınca tribünlerden alkış yükseldi. Taraftar teselli etmeye çalışıyordu ama ne yazık ki takım arkadaşlarından herhangi bir teselli gelmedi. Haliyle fena demoralize oldu. Ardından Gökhan’ ın güzel ortasında çok müsait bir kafa pozisyonunda da topu üç direğin arasına sokamadı. Artık tribünden de destek verilmedi. Bana kalırsa ilk pozisyondaki destek zaten gayet yalancı, sahte bir destekti. Eyvah dedim çünkü o anda o çocuğun yerinde ben olsam, sahada toptan kaçacak yer arardım. Çünkü ne zaman bu çocuğa top gelse, istisnasız tüm arkadaşları tarafından azarlandı. Hele Holosko ile girdiği ver-kaç pozisyonunda Sinan’ ın pasın şiddetini ayarlayamaması nedeniyle pozisyonu kaybeden Holosko öyle bir bağırdı ki, içim cız etti. Halbuki biz bu Holosko’ nun yıllarca ne şeker pozisyonları zehir ettiğine şahit olmuştuk. Hatta bir ara Gökhan Süzen (ki kendisinin Beşiktaş formasını 2. giyişidir.) bile Sinan’ a bağırıyordu!

Pes etmedi Sinan, yine de pozisyonları zorladı. Girdi, vurdu, pas verdi (ki önemli bir bölümü kötüydü, çünkü çocuk fena dağılmıştı.) ama yine de takım arkadaşlarından azar yemekten kurtulamadı. Sanki 2-0’ dan 2-2’ ye gelmesinin sebebi, tek başına Sinan’ dı!!

Devam etti, kopmadı oyundan. Hatta siyah beyaz camianın en sevmediği kelimelerden olan “Yıldırım” soyadlı hakemin başında olduğu hakem ekibinin iptal ettiği tertemiz golümüzde, nefis yükseldi ve topu harika bir şekilde Necip’ e çıkardı. Yani hakem marifeti olmasa, o kadar hataya, azara rağmen 3. golün asistini Sinan’ a (bkz.: alttaki fotoğraf) yazacaktık. Olmadı. 

















Dediğim gibi, ben tribündeydim. Bu nedenle bizzat şahit olamadım ama söylenenlere göre, maçı anlatan Melih Gümüşbıçak denen tetikçi spiker maç boyunca yememiş, içmemiş Sinan’ a sallamış. Ağır ol Melih Efendi, biz senin cibilliyetini biliyoruz!!!

Samet Hoca bu çocuğa bu maçta çok ağır bir yük verdi ve Sinan neredeyse altından da kalkıyordu. (Kızan olabilir bana ama skordan bağımsız olarak söylüyorum; bence kalktı.) Eğer Samet Hoca, böyle bir maçta bu yükü verdiyse bu çocuğa, devam etmelidir. Bir sonraki maçta (ve ondan sonrakilerde de) muhakkak forma vermelidir. Eğer Almeida sakatlandı diye alelacele oyuna alınıp, sonra unutulacaksa, verin bonservisini gitsin. Yazık etmeyin.

Bugün itibariyle Sinan hakkındaki düşüncem şudur;

“Beşiktaş’ a yakışan bir forvet geliyor. 26 numaranın eski sahibi kadar iyi olur mu, şimdiden tahmin etmek zor ama iyi topçu olacak, harcamazsak iyi.” 



Not: Aslında bu yazıyı tamamen Sinan kardeşimize ayırmıştım ama kısaca başka bir konuya da değinmek istiyorum;

Kalede Cenk varken, aleyhimizde gelişen pozisyonlarda yüreğimiz ağzımıza geliyor, “gene kim bilir neleri çıkaracak, nerede saçmalayarak bir çuval inciri berbat edecek” diye korkuyorduk. Ama sağolsun, McGregor kaledeyken böyle bir stresimiz kalmadı. McGregor kaledeyken korkmuyoruz. Çünkü gelen top, % 90 ihtimalle goldür. Bu nedenle pozisyonu, hasbelkader çıkarır mı diye sakince izliyoruz. Heyecanlanmıyoruz. Kafamız rahat. Teşekkürler McGregor!!


3 yorum:

  1. Ah bu hakemler ah; Bu kadar süper oynayan bir takımının maç başı ortalam 1,54 gol yeme ve ortalam 146 gol pozisyon giren takımın başını yakıyorlar. NHTCRS

    YanıtlaSil
  2. SEVGİLİ, yetkili bir abi'ye benzemeyen adam, yazdıklarınıza canı gönülden katılmamak mümkün değil.
    Ancak, bu kadarla bu kadar, malum eski başkanımızdan yediğimiz kazık yüzünden Avrupa’da yokuz, ele güne rezil olduk. Tabi o devir kapandı, artık yeni bir BAŞKAN ve yönetim kurulu var. TÜRKİYE’DE bir gerçek, bırakalım ülkeyi dünyada bir gerçek var, ağlamayana bağırmayana meme vermezler. SİMDİ SIRALIYORUM…
    1-BEŞİKTAŞ’a MATMEZEL BAŞKAN OLMAZ. SERT OLMAK İÇİN BAĞIRMAK ÇAĞIRMAYA’DA GEREK YOK. AMA BÖYLE DE HAK KORUNMAZ, KOCA CAMİA SAVUNULMAZ.
    2-ATTIM BAŞKANI ÇÖPE, 2. BAŞKAN’ın ya da unvanı her neyse basın açıklamasını herhalde dinlemişsinizdir. SADECE GÜLDÜM. BÖYLE ACEMİLİĞİ, DAHA DOĞRUSU NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP AÇIKLAMALARI İNGİLİZ 8. LİGİNDE BİLE YAPMAZLAR.
    3- BEŞİKTAŞ’ın haklarını, kalitesini, efendiliğini, bu tip kişiler koruyamaz o yüzden her şeyi teknik adama ya da futbolcuya bağlamak ta çok doğru değil.
    4-Sözün özü; BEŞİKTAŞ’a şuan lazım olan, hak savunacak, masaya yumruk vuracak, içinde bulunulan durumu ivedilikle temizleyecek insanlar lazım… Efendi duralım, şirin olalım ile bu tekne de hamur yapılmadı bu güne kadar, bundan sonra da yapılamaz………

    YanıtlaSil