2 Ağustos 1994 tarihinde doğan bir çocuk giydi Beşiktaş
formasını içerideki Karabükspor maçında, hem de oyunun 16. dakikasından itibaren.
Maçın oynandığı tarihte 18 yaşındaydı ve ilk kez (resmi maçlar baz alındığında)
giyiyordu Beşiktaş formasını hem de bir iç saha maçında. O maç ki, 2-0’ dan (ve
rakip 10 kişiyken) 2-2’ ye gelmişti. Yani tribün diliyle söyleyecek olursak; “Beşiktaş
Kanseri”, tıp literatüründeki ölümcül hastalıklar sıralamasında üst sıralara
tırmanıyordu. Diğer bir deyişle, taraftar Fernandes’ i bile (bu yıl ki genel
performansı nedeniyle siyah beyaz gönüllerin sahibi olan Fernandes.)
yuhalayabilecek bir kıvamdaydı.
Bu çocuk, oyuna girdi. Mücadele etti, rakibin deneyimli
savunmacılarıyla boğuştu, orta sahadan top almaya çalıştı, 18 yaşında olmasına
rağmen, ver-kaç’ lara girecek kadar kendine güveniyordu.
Tamamen kendi takipçiliğinin sonucunda elde ettiği
pozisyonda topu kaleciye nişanladığı anda (yazarın notu: o pozisyon tam moral
bozmalık pozisyondu.) çözüldü. Kaldı ki, ligimizin karşı karşıya pozisyonlarda
kaleciye nişanlama üstadı, Sinan’ dan 10 yaş büyük olan, Portekiz milli
takımının golcüsü Hugo Almeida’ dır. Sinan golü kaçırınca tribünlerden alkış
yükseldi. Taraftar teselli etmeye çalışıyordu ama ne yazık ki takım
arkadaşlarından herhangi bir teselli gelmedi. Haliyle fena demoralize oldu. Ardından
Gökhan’ ın güzel ortasında çok müsait bir kafa pozisyonunda da topu üç direğin
arasına sokamadı. Artık tribünden de destek verilmedi. Bana kalırsa ilk
pozisyondaki destek zaten gayet yalancı, sahte bir destekti. Eyvah dedim çünkü o
anda o çocuğun yerinde ben olsam, sahada toptan kaçacak yer arardım. Çünkü ne
zaman bu çocuğa top gelse, istisnasız tüm arkadaşları tarafından azarlandı. Hele
Holosko ile girdiği ver-kaç pozisyonunda Sinan’ ın pasın şiddetini
ayarlayamaması nedeniyle pozisyonu kaybeden Holosko öyle bir bağırdı ki, içim
cız etti. Halbuki biz bu Holosko’ nun yıllarca ne şeker pozisyonları zehir
ettiğine şahit olmuştuk. Hatta bir ara Gökhan Süzen (ki kendisinin Beşiktaş
formasını 2. giyişidir.) bile Sinan’ a bağırıyordu!
Pes etmedi Sinan, yine de pozisyonları zorladı. Girdi,
vurdu, pas verdi (ki önemli bir bölümü kötüydü, çünkü çocuk fena dağılmıştı.)
ama yine de takım arkadaşlarından azar yemekten kurtulamadı. Sanki 2-0’ dan 2-2’
ye gelmesinin sebebi, tek başına Sinan’ dı!!
Devam etti, kopmadı oyundan. Hatta siyah beyaz camianın en
sevmediği kelimelerden olan “Yıldırım” soyadlı hakemin başında olduğu hakem
ekibinin iptal ettiği tertemiz golümüzde, nefis yükseldi ve topu harika bir
şekilde Necip’ e çıkardı. Yani hakem marifeti olmasa, o kadar hataya, azara rağmen 3. golün asistini Sinan’ a (bkz.: alttaki fotoğraf) yazacaktık.
Olmadı.
Dediğim gibi, ben tribündeydim. Bu nedenle bizzat şahit olamadım ama söylenenlere göre, maçı anlatan Melih Gümüşbıçak denen tetikçi spiker maç boyunca yememiş, içmemiş Sinan’ a sallamış. Ağır ol Melih Efendi, biz senin cibilliyetini biliyoruz!!!
Samet Hoca bu çocuğa bu maçta çok ağır bir yük verdi ve Sinan
neredeyse altından da kalkıyordu. (Kızan olabilir bana ama skordan bağımsız
olarak söylüyorum; bence kalktı.)
Eğer Samet Hoca, böyle bir maçta bu yükü verdiyse bu çocuğa, devam etmelidir. Bir
sonraki maçta (ve ondan sonrakilerde de) muhakkak forma vermelidir. Eğer Almeida
sakatlandı diye alelacele oyuna alınıp, sonra unutulacaksa, verin bonservisini
gitsin. Yazık etmeyin.
Bugün itibariyle Sinan hakkındaki düşüncem şudur;
“Beşiktaş’ a yakışan bir forvet geliyor. 26 numaranın eski sahibi
kadar iyi olur mu, şimdiden tahmin etmek zor ama iyi topçu olacak, harcamazsak iyi.”
Not: Aslında bu yazıyı tamamen Sinan kardeşimize ayırmıştım
ama kısaca başka bir konuya da değinmek istiyorum;
Kalede Cenk varken, aleyhimizde gelişen pozisyonlarda
yüreğimiz ağzımıza geliyor, “gene kim bilir neleri çıkaracak, nerede
saçmalayarak bir çuval inciri berbat edecek” diye korkuyorduk. Ama sağolsun,
McGregor kaledeyken böyle bir stresimiz kalmadı. McGregor kaledeyken
korkmuyoruz. Çünkü gelen top, % 90 ihtimalle goldür. Bu nedenle pozisyonu, hasbelkader
çıkarır mı diye sakince izliyoruz. Heyecanlanmıyoruz. Kafamız rahat. Teşekkürler
McGregor!!
Ah bu hakemler ah; Bu kadar süper oynayan bir takımının maç başı ortalam 1,54 gol yeme ve ortalam 146 gol pozisyon giren takımın başını yakıyorlar. NHTCRS
YanıtlaSilSEVGİLİ, yetkili bir abi'ye benzemeyen adam, yazdıklarınıza canı gönülden katılmamak mümkün değil.
YanıtlaSilAncak, bu kadarla bu kadar, malum eski başkanımızdan yediğimiz kazık yüzünden Avrupa’da yokuz, ele güne rezil olduk. Tabi o devir kapandı, artık yeni bir BAŞKAN ve yönetim kurulu var. TÜRKİYE’DE bir gerçek, bırakalım ülkeyi dünyada bir gerçek var, ağlamayana bağırmayana meme vermezler. SİMDİ SIRALIYORUM…
1-BEŞİKTAŞ’a MATMEZEL BAŞKAN OLMAZ. SERT OLMAK İÇİN BAĞIRMAK ÇAĞIRMAYA’DA GEREK YOK. AMA BÖYLE DE HAK KORUNMAZ, KOCA CAMİA SAVUNULMAZ.
2-ATTIM BAŞKANI ÇÖPE, 2. BAŞKAN’ın ya da unvanı her neyse basın açıklamasını herhalde dinlemişsinizdir. SADECE GÜLDÜM. BÖYLE ACEMİLİĞİ, DAHA DOĞRUSU NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP AÇIKLAMALARI İNGİLİZ 8. LİGİNDE BİLE YAPMAZLAR.
3- BEŞİKTAŞ’ın haklarını, kalitesini, efendiliğini, bu tip kişiler koruyamaz o yüzden her şeyi teknik adama ya da futbolcuya bağlamak ta çok doğru değil.
4-Sözün özü; BEŞİKTAŞ’a şuan lazım olan, hak savunacak, masaya yumruk vuracak, içinde bulunulan durumu ivedilikle temizleyecek insanlar lazım… Efendi duralım, şirin olalım ile bu tekne de hamur yapılmadı bu güne kadar, bundan sonra da yapılamaz………
zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sil